Kazakistan’da etno-turizm, ülkenin geleneksel kültürünü tanıtma ve kırsal kalkınmayı teşvik etme açısından büyük bir potansiyele sahip. Ancak mevcut durumda bu potansiyelin tam anlamıyla değerlendirilemediği görülüyor. Turizm yetkilileri genellikle büyük destinasyonlara odaklanırken, kültürel açıdan zengin olan küçük yerleşim yerleri ve aul’lar göz ardı ediliyor.
Şımkent’teki yer altı etnografya müzesi “Kıluet” ve Altay Dağları’ndaki V.Klimova’nın arıcılık çiftliği gibi projeler, etno-turizmin ne denli etkileyici olabileceğini gösteriyor. V.Klimova’nın çiftliğinde sadece bal üretimi değil, aynı zamanda alternatif tedavi yöntemleriyle tanışmak mümkün.
Tarihi yapılar kadar etkileyici olan şey ise köylerdeki halkla doğrudan temas. Turistler, geleneksel kıyafetli ninelerden Kazak yemekleri tatmayı, el sanatları gösterilerini izlemeyi daha unutulmaz buluyor. Rehber Rüstem Yegenberdiyev’e göre, işte bu özgünlük yabancı turistlerin ilgisini çeken asıl unsur.
Kazakh Tourism’in saha eğitimleri ve köylerde verdiği seminerler sayesinde birçok girişimci bilgi sahibi oldu. Ancak sağlanan destek, genellikle büyük otel yatırımlarına gidiyor. Oysa kırsaldaki küçük girişimciler için bu tür destekler çok daha kritik.
Milletvekili Güldara Nurımova, etno-turizmin merkezinde yer alan el sanatları için özel bir yasa çıkarılması gerektiğini belirtiyor. Ekoköyler fikrini de destekleyen Nurımova, Kazak zanaatkarlarının bilgi ve becerilerini genç nesillere aktarmasının önemine dikkat çekiyor.
Uzmanlar, en az beş yıllık ulusal bir turizm destek programının gerekliliğine işaret ediyor. Bu program rehber standartlarını belirlemeli, medya yoluyla turist bilincini artırmalı ve küçük köy işletmelerine odaklanmalı.


Bir Cevap Yazın